Başbakan Erdoğan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısından ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ''YSK bir karar aldı. Kapatılan belde belediyelerinden zamanında itiraz edenlerin yerel seçimlere katılabilmesine yönelik. Bu karar nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi: |
''Bizler bu belde belediyelerinin 2 binin altında nüfusa sahip olduğu ve belediyecilik açısından hizmetlerin verilmesi için ne teorik ne de pratik planda mümkün olmadığını gördüğümüz, beldelerimizin daha çok ve daha kaliteli hizmet alabilmesi için bu adımı attık. Bu belediyelerimizin hemen hemen tamamına yakınında bir tane mühendis, bir tane avukat bulamazsınız, bilişim teknolojisi noktasında bunu kullanabilecek eleman bulamazsınız. Böyle sıkıntıların olduğu yerler. Bunlardan da 800 civarında AK Partili belediyeler olduğu halde biz böyle bir kararı aldık. Yani bizim burada beklentimiz herhangi bir siyasi rant elde etmek değildir. Sadece ülkemizin yerel yönetimler noktasında daha güzel hizmeti alabilmesine yönelik böyle bir adımı attık.
Bu kararı alan merci TBMM'dir, yani yasama organıdır. Yasama organının böyle bir kararı almasından sonra Anayasa Mahkemesine itirazda bulunulmuştur ve Anayasa Mahkemesi de bazı düzeltmelerle bu kararı onaylamıştır. Ben doğrusu yeni bir şey öğrendim şimdi. Türkiye'de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı. Yani Anayasa Mahkemesi bir tane var Türkiye'de. İkinci bir Anayasa Mahkemesi yok ve yasama organının çıkardığı kanunların üzerinde tasarruf yetkisi olan sadece Anayasa Mahkemesidir. Doğrusu beni şaşırtan bir olay olmuştur ama siyaseten burada herhangi bir sıkıntı görmüyoruz. Tabii arkadaşlarımız şu anda konu üzerinde çalışmalarını yapıyorlar. YSK, bu karara uymuştur. YSK'nın uymuş olduğu bu karar çerçevesinde biz seçimlere girer yine mücadelemizi veririz ama bana göre bütün o beldeler kaybetmiştir. Bunu bir belediyeci olarak konuşuyorum. Niye kaybetmiştir? Hizmet noktasında kaybetmiştir. Eğer bunlar daha büyük ölçekte bir yerel yönetim hizmetine kavuşmuş olsaydı, yeni yapılanmayla buralara verilecek hizmet çok daha farklı olacaktı. Türkiye'de bir yanlış anlaşılma var. Yani eğer kapıdaki tabela değişirse zannediliyor ki hizmet gelir. Hayır gelmez. Önemli olan oraya hizmeti verecek olan kurumdur. O kurumun gücü var mı yok mu? O kurumun gücü yok. Yoksa oraya hizmet gitmez. 'Ama efendim burası belde, mahalle veya köy değil'... Mahalle olup hizmet giderse o mu daha iyi, belde olup da orası çok ilkel bir şekilde kalırsa o mu iyi? Bana göre öbürü daha iyi. Bunları görmek lazım.''






